Dünyanın en büyük gübre şirketlerinden Yara’ya göre Avrupa, enerji maliyetleri ve yavaş sanayi dönüşümü nedeniyle ABD ve Çin’in gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya. İran savaşıyla derinleşen gübre krizi ise baskıyı daha da artırıyor.
Avrupa’nın sanayi ve tarım politikaları yeniden tartışma konusu olurken, dünyanın en büyük gübre üreticilerinden Yara International’dan dikkat çekici bir uyarı geldi.
Şirketin CEO’su Svein Tore Holsether, Avrupa Birliği’nin kritik sanayileri destekleme konusunda yeterince hızlı hareket etmediğini belirterek, kıtanın ABD ve Çin karşısında rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Bloomberg’e konuşan Holsether’e göre, eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin 2024 yılında hazırladığı rekabetçilik raporunun uygulanması “alarm verici derecede yavaş” ilerliyor. Bu durumun yalnızca kimya sektörünü değil, gübre sektörünü de doğrudan etkilediği belirtiliyor.
Holsether’in dikkat çektiği Avrupa’daki bu sorun yeni değil. Son yıllarda yükselen doğalgaz fiyatları, sert çevre regülasyonları ve küresel rekabet baskısı nedeniyle kıta önemli miktarda gübre üretim kapasitesini kaybetti.
Şimdi ise tablo daha da karmaşık hale geliyor. İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle enerji maliyetleri yeniden yükselirken, Körfez bölgesindeki gübre ve hammaddelerin küresel piyasalara ulaşmasında ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Bu durum Avrupa’daki çiftçiler üzerindeki maliyet baskısını artırıyor. Çünkü azotlu gübre üretiminde en kritik unsur doğalgaz ve Avrupa bu alanda hem yüksek maliyet hem de dışa bağımlılık sorunu yaşıyor.
Avrupa Komisyonu bu hafta yeni bir gübre stratejisi açıklayarak fiyat artışlarını sınırlamaya yönelik bazı önlemler aldı. Bunların arasında azot bazlı gübrelerde gümrük vergilerinin askıya alınması da bulunuyor. Ancak Yara CEO’suna göre bu adımlar yeterli değil. Holsether, Avrupa’da üretim maliyetlerinin ABD’ye kıyasla çok daha yüksek olduğunu vurgulayarak, kıtanın enerji üretimini artırmak için daha büyük bir hamleye ihtiyaç olduğunu savunuyor.
Söz konusu açıklamalar, Avrupa sanayisinin son yıllarda yaşadığı daha büyük dönüşüm krizinin bir parçası olarak görülüyor. Zira, özellikle enerji yoğun sektörler için düşük maliyetler, esnek regulasyonlar ve yatırım teşvikleri gerekçesiyle ABD giderek daha cazip hale geliyor.
Nitekim Yara da maliyet baskısını azaltmak için yatırımlarını Avrupa dışına kaydıran şirketlerden biri haline geldi. Şirketin odak noktalarından biri ABD. Yara’nın, Air Products & Chemicals ile birlikte Louisiana’da amonyak üretim projesi üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Nihai yatırım kararının yıl ortasına kadar verilmesi bekleniyor. Bu durum yalnızca bir şirket stratejisi değil; aynı zamanda Avrupa sanayisinin karşı karşıya olduğu yapısal dönüşüm baskısının da işareti olarak değerlendiriliyor.
Küresel gübre piyasasında dengeler hızla değişiyor
Çin ve Rusya gibi büyük üreticiler ihracat kontrollerini artırırken, Orta Doğu’daki jeopolitik riskler arz zincirlerini bozuyor. ABD ise düşük enerji maliyetleri sayesinde üretimde avantaj sağlıyor.
Avrupa ise tam bu dönemde yüksek enerji fiyatları, çevre regülasyonları ve yavaş karar alma süreçleri nedeniyle rekabet baskısı altında kalıyor.
Tarım açısından bakıldığında ise mesele daha da kritik hale geliyor. Çünkü gübre fiyatları yalnızca sanayi maliyetlerini değil, doğrudan gıda üretimini etkiliyor.
Öte yandan enerji ve gübre maliyetlerindeki yükseliş, Avrupa’da çiftçilerin üretim maliyetlerini artırırken, uzun vadede ekim kararlarını ve verimliliği de etkileyebilir. Dolayısıyla Yara’nın verdiği mesaj, sadece şirket kârlılığıyla ilgili değil. Bu açıklamalar aynı zamanda Avrupa’nın enerji, sanayi ve gıda güvenliği açısından yeni bir kırılma dönemine girdiğine işaret ediyor.