MOSFED’in NielsenIQ’ya yaptırdığı araştırmaya göre mobilya satın alma kararında kullanıcı yorumları ve videoları yüzde 59 ile en etkili kaynak olurken influencer içeriklerinin etkisi yüzde 14’te kaldı. Tüketicinin yüzde 90’ı satın alma öncesinde fiyat karşılaştırması yaparken, her beş tüketiciden biri mobilya alışverişinde yapay zekâdan yararlanıyor.
Tüketicinin yarısından fazlasının taksit istediği mobilya sektördünde 9 ayla sınırlı olan taksit sayısının 12 olması talep ediliyor.
Mobilya sektöründe tüketicinin satın alma davranışı hızla değişirken, sosyal medya ve influencer etkisinin yerini giderek gerçek kullanıcı deneyimleri, fiyat araştırması ve dijital karşılaştırmalar alıyor. Mobilya Dernekleri Federasyonu’nun (MOSFED) NielsenIQ’ya yaptırdığı “Türkiye Mobilya Sektörü Tüketici Eğilimleri ve Beklentileri Araştırması 2026”, tüketicinin artık yalnızca markanın ya da reklamın mesajına değil, ürünü daha önce kullananların deneyimine daha fazla önem verdiğini ortaya koydu.
Türkiye genelinde 12 istatistiki bölgedeki 26 ili kapsayan araştırma, 25-55 yaş arasında mobilya satın alma kararında söz sahibi bin 600 tüketiciyle gerçekleştirildi. 16 Haziran-13 Temmuz 2026 dönemindeki araştırmaya göre tüketici, mobilyayı yalnızca zorunlu bir ihtiyaç olarak değil, konfor ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir harcama alanı olarak değerlendiriyor.
REKLAM
REKLAM
12 ay taksit isteniyor
Araştırma, tüketicilerin satın alma kararında ödeme koşullarının ne kadar önem kazandığını da ortaya koyuyor.
Tüketicilerin yüzde 53’ü alışverişlerini kredi kartına taksitli gerçekleştirirken, uygun bulunan ortalama taksit süresi 12 ay olarak öne çıkıyor. Ortalama aylık ödenebilir taksit tutarı ise yaklaşık 16 bin 600 TL seviyesinde bulunuyor.
“Bu sonuçlar, tüketicinin satın alma kararını ödeme kolaylıklarına göre şekillendirdiğini de ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulunan MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, mobilya sektöründe uzun yıllardır dile getirdiği taksit düzenlemesi talebinin araştırma tarafından da desteklendiğini belirtti.
Güleç konuya ilişkin olarak şu değerlendirmesinde, “Araştırmamız tüketicinin ortalama 12 ay vadeyi makul bulduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın bugün mobilya sektöründe uygulanan kredi kartı taksit sınırı 9 ay ile sınırlı. MOSFED olarak uzun yıllardır mobilyanın temel yaşam ihtiyaçlarından biri olduğu gerçeğinden hareketle taksit sürelerinin artırılması gerektiğini ilgili kamu kurumlarımızla paylaşıyoruz. Araştırma sonuçları da tüketici beklentisi ile mevcut uygulama arasında önemli bir fark bulunduğunu gösteriyor. Taksit sürelerinin tüketici beklentileri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi; vatandaşlarımızın kaliteli mobilyaya erişimini kolaylaştırırken, iç pazardaki talebi destekleyerek üretime, istihdama ve ülke ekonomisine de önemli katkı sağlayacaktır” ifadesini kullandı.
En ağırlıklı kaynak erçek kullanıcı yorumları
Araştırmanın iletişim ve pazarlama açısından en dikkat çekici sonuçlarından biri, influencer içeriklerinin satın alma kararındaki sınırlı etkisi oldu. Kullanıcı yorumları ve videoları yüzde 59 ile satın alma kararında en etkili kaynak olurken, birlikte yaşanan kişilerin görüşleri yüzde 57, arkadaş ve sosyal çevrenin etkisi yüzde 44 olarak ölçüldü. Influencer içeriklerinin etkisi ise yüzde 14’te kaldı.
REKLAM
REKLAM
Satın alma isteğini artıran içeriklerde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Kullanıcı yorumları ve videoları yüzde 68 ile ilk sırada yer alırken, mağaza vitrinleri yüzde 65, televizyon reklamları yüzde 64 düzeyinde etkili oldu. Influencer içerikleri ise yüzde 24 ile listenin alt sıralarında kaldı. Veriler, tüketicinin satın alma kararında “tanınan kişinin önerisi”nden çok, gerçek kullanıcıların deneyimlerine yöneldiğine işaret etti.
Araştırma, fiyatın önemini koruduğunu ancak tüketicinin kararını yalnızca düşük fiyat üzerinden vermediğini de gösterdi. Tüketicilerin yüzde 90’ı mobilya satın almadan önce fiyat karşılaştırması yaparken, yüzde 84’ü ürün kalitesinin fiyattan daha belirleyici olduğunu belirtti. Yüzde 79’u uzun yıllar kullanacağı bir ürün için daha yüksek fiyat ödeyebileceğini söylerken, yüzde 81’i aynı ürünü daha uygun fiyata bulması halinde marka değiştirebileceğini ifade etti.
Satın alma kriterlerinde dayanıklılık yüzde 44 ile ilk sırada bulunurken, bütçeye uygun fiyat yüzde 42, konfor ve kullanışlılık yüzde 41, kolay temizlenebilirlik yüzde 38, malzeme ve işçilik kalitesi yüzde 34 ile öne çıktı. Böylece mobilya sektöründe rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değil, kalite, dayanıklılık, tasarım ve kullanım deneyimi üzerinden şekillendiği görüldü.
REKLAM
REKLAM
Mobilya otomobili geride bıraktı
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu, tüketicilerin genel harcama önceliklerinde mobilyanın otomobilin önüne geçmesi oldu. Ev satın alma yüzde 44 ile ilk sırada yer alırken eğitim harcamaları yüzde 15, mobilya yüzde 13 ile üçüncü sırada bulundu. Otomobil satın alma ise yüzde 9’da kaldı.
MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, mobilyanın ev ve eğitimin ardından gelerek otomobili geride bırakmasının tüketim önceliklerindeki değişime işaret ettiğini belirterek, tüketicinin yaşam alanına ve evindeki konfora daha fazla önem verdiğini ifade etti.
Tüketicinin satın alma yolculuğunda dijital kanalların ağırlığı da belirgin biçimde artıyor. Araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 94’ü mobilya araştırırken en az bir dijital kaynaktan yararlanıyor. Markaların kendi internet siteleri yüzde 45 ile dijital araştırmada ilk sırada bulunurken, online alışveriş uygulamalarının payı yüzde 37, online alışveriş sitelerinin payı yüzde 35 oldu.
Buna karşın fiziksel mağaza önemini koruyor. Fiziksel kaynaklar arasında markaların kendi mağazaları yüzde 54 ile ilk sırada yer aldı. Bu tablo, mobilyada tüketicinin dijital kanallarda araştırma yapıp fiyat ve ürünleri karşılaştırdıktan sonra fiziksel mağazada ürünü görme ve deneyimleme eğiliminin sürdüğünü ortaya koydu.
Tüketici davranışındaki yeni kırılmalardan biri de yapay zekâ kullanımında görülüyor. Araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 21’i mobilya alışverişinde yapay zekâdan yararlanıyor. Yapay zekâ kullananların yüzde 59’u dekorasyon önerisi, yüzde 57’si fikir alma, yüzde 57’si oda görselleştirme, yüzde 53’ü ürün önerisi ve yüzde 49’u fiyat karşılaştırması amacıyla bu teknolojilerden yararlanıyor.